Yeşil Vicdan Azabı: Atıyoruuum, atıyoruuum, attım...

30/6/2009 · Kategori: Komiklikler Şakalar

Sanırım 10 yaşlarındaydım. Çevre diye birşey var diye duymuşum bir yerden. “Çöpler önemli, özellikle piller” diye yerleşmiş aklıma. O dönem de walkman dönemi. Her hafta iki pil gidiyor, ben şarkıları ezberleyene kadar 58 kere arka arkaya dinediğim için.
Ve ben pilleri biriktirmeye başladım. Ve piller biriktikçe birikti, biriktikçe birikti. Annem sürekli at şunları yavrum diyor ben doğaya zararlı ya atamıyorum bir türlü. Bir nevi takıntı. Yok, pil atacak yer yok. Yıllar geçti, ben o pilleri biriktirdim biriktirdim bir kova pil. Annem arıyor soruyor, yok yer bulamıyoruz atacak. 80’li yıllar. Kimsenin çevre ile ilgili bir fikri yok. Bir ozon delinmesinden bahsediliyor o kadar. Bu yüzden annem zaten 567 faktörlü kremler sürüyor, evham başka yerlere yönlendirilmiş durumda, henüz “terli soğuk su içme”, “ beşleri atlarken sakın düşme” “hava kararmadan eve gel” dönemi. Henüz kutup ayılarının durumundan bihaberiz. Colaları içiyoruz, börekleri, hamburgerleri yiyoruz gönlümüzce, havanın ısınması yaz geldiği için doğal olarak, öyle biliyoruz, küresel ısınma nasıl olur hiçbir fikrimiz yok, ne yiyoruz, içinde ne var bilmiyoruz, hormon organik ekolojik kelimleri henüz yok. En azından 10lu yaşlarındaki bir çocuk için. 
Neyse pillere gelelim, odamda duran bir kova pil, küçük bir nükleer santral haline gelince artık annem isyan etti. Ve aldığı gibi kovayı o haliyle çöpe attı. O hissin adı işte “yeşil vicdan azabı” olarak bende tarihe geçti. O zaman yeşil ekran, yeşil rehber, yeşil tatil, bay yeşil, yeşil haberci, yeşil alışveriş, yeşil beslenme olmadığı için hayatımda, saf ve yeşilsiz bir “vicdan azabı” hissiydi tabii bahsettiğim. Geçtiğimiz günlerde artık pilleri eczanelere verebileceğimizi duyduğumda ve “atık pil” haberini yazarken işte bu anılar canlandı birden, keşke o bir kova pili de o günlerde atabilseydik.
Şimdi attığım çöpler değişti ama o yeşil vicdan azabı geçmedi. Mesela şu an kafteryadan aldığım meyve salatasının ( sağlıklı meyve salatasından kurtarıyorum ama kabı olmasa... ) plastik kabını çöpe atarkenki hissimi şöyle tarif edebilirim sanırım: atıyorum, atıyorum, atıyorum, atıyorum, atıyorum atıııııyoooooruuuum attııım. Tüh.
Her köşede, her işyerinde, yer sokakta, her apartmanda  kağıt, plastik ve ambalaj, metal çöplerinin ayrı ayrı atıldığı kutular olması ve onların tekrar bize yol, su, elektrik olarak dönmesi dileğiyle....

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

:: Sonraki »